CUMALIKIZIK KÖYÜ - DAĞLARIN ETEĞİNDEKİ İNCİ


Gezmeyi, keşfetmeyi sevmek illa bilinmeyeni aramak, bulmak ve paylaşmak değil elbet. Bazen daha önce keşfedilmiş olanı da görmek, gezmek, yaşamak gerek. Cumalıkızık da böyle bir yerleşim alanı. Yani mutlaka gidilmesi, tadılması gereken bir belde.

DAĞLARIN ETEĞİNDE BİR İNCİ

Bursa ilinin kendi halinde, temiz, bozulmamış bir köyü iken, yıllar önce televizyon için çekilen kınalı kar dizisine plato olarak seçilmesiyle Cumalıkızık köyünün çehresi bir anda değişti ve Türkiye'nin en önemli günübirlik turizm merkezlerinden biri oluverdi. Tarım ve çiftçiliğin yöredeki her köy kadar belli bir oranda ve hayatı idame ettirecek kadar gerçekleştiği köyün sakinleri önceleri, şehir merkezine yakın olmaları nedeniyle köyde yaşayan, şehirde çalışan bir genç kesim ve küçük çapta da olsa tarımla uğraşan belli bir nüfustan oluşuyordu. Hatta daha önce ne yapıyordunuz diye sorduğum bir gencin, buralarda pek birşey olmadığını, en çok dağ meyvesi olan ahududu ve böğürtlenleri toplayarak reçel yaptıklarını, sattıklarını söylerken aklına tarım ürünü olarak başka birşey gelmemesi beni bir hayli şaşırttı. Belki de daha sonra turizm merkezi olarak çehresi değişen beldenin başka gelir kaynaklarına kavuşmuş ve yöre halkına bu anlamda kazanç kapısı açmış ve kazandırıyor olması, tarımda nerede oldukları konusunu bile unutturmuş olabilirdi. 
Cin Çıkmazı sokağının sonundaki ev
Köyün çeşmeleri görsel anlamda daha cazip hale getirilmeyi
ve sağlam bir restorasyonu bekliyorlar.
Gözler bu çeşmelerde Bursa'nın turkuaz çinilerini arıyor.
Dizinin ekranlarda yayımlanmasıyla tüm ülkede tanınmaya, yerli turistin ilgi merkezi olmaya başlayan Cumalıkızık halkı, günden güne artan ziyaretçi sayısıyla günlük yaşamını ister istemez değiştirmeye başlamış elbet. Önceleri sakin bir çehresi olan belde, özellikle yaz aylarında görülen yoğun ziyaretçi sayısıyla sokaklarında -olumlu da olsa-yürünemez hale gelmiş neredeyse. Bizim ziyaret ettiğimiz gün de durum aynen böyle idi. Beldeye girdiniz andan itibaren cüzi miktarlarla hizmet veren otopark alanları oluşturulmuş. Bazı bölümlerde daralan sokaklar nedeniyle zaten araç trafiğine elverişli olmayan sokaklar var, Olsa da, araçla gezdiğinizde birçok noktayı görme fırsatını kaçırmış olacağınızdan, yürümek en mantıklı yol. Cumalıkızık ziyaretinizde sırtınızda bir çantanız ve elinizde iyi bir fotoğraf makineniz olmasına dikkat etmenizde fayda var. Çok özel olmasa da dönüşünüzde size gezinizi hatırlatacak hatıralık eşyalar, yöresel yiyecekler için sırt çantası şart. Profesyonel bir fotoğrafçı olmayabilirsiniz, ama inanın burada gezdiğiniz her sokak, avlusuna girdiniz her ev, yüreğine dokunduğunuz her insan mutlaka fotoğraf karelerinizde yeralmalı. Cumalıkızık, fotoğraf severler için müthiş bir plato. Kalabalık meydanları ve sokaklarından zaman zaman sıyrılabileceğiniz kör noktalar, sakin alan ve sokaklar da yok değil elbet. Ama gezerken bir yandan da alışveriş yapmak ya da tezgahları seyretmek istiyorsanız arnavut kaldırımı tabirine uygun büyük taşlarla döşenmiş sokakları gezerken ayaklarınızı rahat ettirecek yürüyüş ayakkabılarına ihtiyacınız olacağı kesin. 


Tepside pişmiş, susamlı köy ekmeği
 Cumalıkızık evleri bilinen köy evi dokusunu neredeyse tamamıyla koruyor. Bursa yöresine ait altta avlu, üst katlarda yaşam alanı olmak üzere evler genelde iki katlı olarak inşa edilmişler. Yöre evlerinden farklı olarak alt katta yer alan avluların bahçeyle bütünleşik yapısı nedeniyle açık alanlar oluşturması. Özellikle kış ayları için, avlu olarak tabir ettiğimiz alt katlar bahçe niteliği taşıdığı için yağışlara açık ve yaşam alanı özelliğini yitirir durumda. Bugün ise tüm evlerin avluları ziyaretçi kabul edebilecek, yiyeceklerin sunulacağı küçük birer lokanta olarak hizmet verebilecek durumda olması nedeniyle ayrı bir değer kazanıyorlar. Gezimiz süresince gördüğümüz kadarıyla neredeyse bütün evlerin giriş katlarında yeralan bu avlulara açılan kapılar tamamıyla açık bırakılmış. Bunda neredeyse yarıya yakın bir bölüm evin turistik amaçlı satış, lokanta ve benzeri şekilde değerlendiriliyor olmasının payı var. 

Bursa sofralarında hamur işleri özel bir yer tutar. Düğünlerde, cenazelerde, mevlütlerde olduğu kadar günlük yaşamda da hamur işleriyle yapılan yiyeceklere önem verilir. Özellikle yörede bol yetişen ceviz ağaçları nedeniyle cevizli hamur adı verilen elde açma cevizli ve peynirli makarna çeşitleri, tepside yapılan cevizli lokum adı verilen avuç içi büyüklüğünde rulo şeklinde ceviz,şeker ve tarçınlı ekmekler yöre ikramlarının olmazsa olmazlarından. Son dönemde davet ve benzeri çoklu ikramlarda, pahalı olması nedeniyle cevizin yerini susamın almış olması bizde büyük hayal kırıklığı yaratsa da ev yapımı olması nedeniyle susamlı ekmekler de afiyetle yeniyor. Ama yine de susam, hiç bir şekilde cevizin verdiği tadı vermiyor. Tarhana çorbası da her yörenin kendine has yapım özellikleri olmasına rağmen henüz işte budur diyebileceğim özel bir tad bırakmadı ağzımızda. şimdiye dek denediklerim arasında birincilik koltuğunun sahibi; ince, neredeyse toz şeklinde yapısı ve acı biber tadıyla Trakya tarhanası. Ankara-Sakarya arasında kalan köyleri ziyaret ettiğinizde, turizmi gelir kaynağı olarak kabul edenlerinin pek çoğunda masanıza gelen mönünün ilk sırasında yaprak sarma gelir. İznik başta olmak üzere Bursa'da üzüm bağlarının varlığını duymuşsunuzdur şüphesiz.  Buna rağmen Bursa, ana yemek olarak iskender kebabı, tatlı olarak da kestane şekeriyle anılır. Yaprak sarma nedense Bursa'ya has yemekler arasında hakettiği ilgili bulamamıştır. Özellikle son yıllarda popülerite kazanan  ızgara köfte mekanlarıyla birlikte et ağırlıklı mekanlar ardıardına boy göstererek, neredeyse Adana, Urfa, Antep ve çevre illerin mutfaklarına doğru bir yaklaşım sözkonusu oldu ki, kendi adıma bu gelişmeden hoşnut değilim. 
Yolculuk durağımız cin çıkmazında ev yemekleri veren bir evin avlusu oldu. Tarhana çorbası ve ardından hemen orada yanıbaşımızda hamur açan kadınların hazırladığı ev mantısını tercih ederek doğru bir seçim yaptığımızı masamıza gelen mantı tabaklarını görünce anladık. Çoğu yerde mönüde yeralan yiyecekler neredeyse tadımlık olurken, burada yediğimiz mantı ile tıkabasa doyduk diyebilirim. Ancak yine de fiyatlar bir parça daha makul olabilirdi. Çünkü yemek hizmeti veren çok sayıda ev var ve bu fiyatlar sonraki gidişlerde tercih edilme olasılığını düşürür nitelikte. Yeme içme hizmeti sunan evler arasında en popüler olanı yukarıda bahsettiğimiz ve beldeye ününü kazandıran dizinin de çekildiği ev olsa gerek. Şöyle bir kapısından baktığımda açıkcası mevcut havasıyla beni içeri çekemedi. daha yalın, sade bir ortamı tercih edenlerden olduğumdan belki, böylesi otantik bir ortamda, ticari işletme havasını kabul etmekte zorlanıyorum. 


Cumalıkızık dağların eteğinde bir yamaç köyü. Girişten itibaren yukarılara doğru sürekli bir tırmanış halinde ilerleniyor. Belde girişi büyük bir alan şeklinde ve sağlı sollu tezgahlar sizi karşılıyor. Çarşı havasındaki bu alan yerli turist havasını hemen üzerinize yapıştırıyor. Aynı durum İzmir'in Şirince kasabasında da vardır. Bu anlamda iki belde birbirlerine benziyor diyebilirim. Bu geniş alandan yukarıya doğru ilerledikçe alışveriş yapabileceğiniz standlar azalmıyor, aksine çoğalıyor. Sokaklar daralmaya başlarken tezgahlar yoldan evlerin kapısına çekilmeye başlıyor. Bazı evlerde avluların içinde alışveriş yapabileceğiniz tezgahlar var hatta. 

Cin Çıkmazı sokağında fotoğraf çektirmeyi unutmayın.
Unesco tarafından koruma altına alınan dünyanın sayılı yerleşimlerinden biri olması nedeniyle Cumalıkızık'ta evlerin yapımı, bakımı, tamiri gibi işlemler özel izinler gerektiriyor. Bu da beldenin o güzel, tarihi ve doğal yapısının bozulmaması açısından garanti veren güzel bir uygulama ve yaptırım. Gezimiz sırasında bazı sokaklarda devam eden inşaatlar vardı. Bunlardan birinin hamam olduğunu öğrendim. Eskiden var mıydı, eskisine göre yeniden mi yapılıyor yoksa yeni mi düşünüldü bilmiyorum ama bittiğinde son derece güzel bir yapı olacağı ve ziyaretçi sayısını katlayacağını öngörebiliriz. Osmanlı'nın merkezlerinden olması nedeniyle Bursa,
Şarkıda geçen "mor salkımlı pencere" bu olsa gerek
ülkemizde hamam kültürünün en yaygın olduğu illerimizden biri muhakkak. İnegöl ilçesinde yeralan Oylat kaplıcası, İznik'teki tarihi 2. Murat hamamı, İl merkezinde, Çekirge semtinde neredeyse her köşebaşında rastlayabileceğiniz banyolar ve tarihi hamamların yanısıra, Yalova'ya kaptırdığı Çınarcık hamamları da her gezgin ve yerli yabancı turistin görmesi, girmesi gereken yerler. Cumalıkızık henüz otel ve pansiyon açısından hizmet vermiyor, verse de ben rastlamadım ya da yeterli tanıtım yapılmıyor olabilir. Ancak şu bir gerçek ki böyle güzel bir beldenin konaklama konusunda da birşeyler yapması gerekir. Sabah gelip havasına dokunmak ve sonrasında geri dönmek zorunda kalmak bu güzel ziyareti tamamlamış hissi yaratacaktır çoğu kişide. Elbet yöre halkının turizm bilincinin zamanla artacak olması ihtimali ve bunun da bir çaresini bulacağını ummak gerekir. Aksi taktirde bu açığı kapatmak üzere rant peşinde koşan pek çok kişi beldeye gelip, köyde olmasa da yakın çevrede yerleşerek burada işletmeciliğe başlayabilirler ve bu da beldenin doğal nüfusu ve görüntüsüne de yansıyarak otantik havasına olumsuz etki teşkil edebilir. 
Köylü kadınların evlerinin avlusunda taze taze açtıkları
hamurla yaptıkları ev mantısının tadına doyum olmuyor.
Şimdilik profesyonel ve farklı duruşuyla dikkatimi çeken tek bir mekan oldu Cumalıkızık'da. Burası "sanat ve nostalji köşesi" adıyla hizmet veren otantik eşya dükkanı. Sahipleri sohbeti güzel insanlar. Yolunuz düştüğünde ya da otantik eşyalara meraklı iseniz sırf bu dükkana uğramak için bile gitmenizde fayda var. Bugün büyük avmlerde büyük mağazalarda büyük paralarla alıcı bulan, iç dekorasyonda kullanabileceğiniz sandık, valiz, avize, gramafon, bakır tabak ve sürahi gibi birçok otantik eşyaya bu dükkanda rastlayabilir, satın alabilirsiniz. Köyün yerlisi mi değil mi bilemiyorum ama, dışarıdan birileri gelecekse, rant için değil, bunlar gibi, yaptığı işi gönlüyle yapan insanlar gelsin.  Siz de gidin, görün diyeceğim yerler arasında Cumalıkızık. İstanbul yönünden Bursa'ya ulaştığınızda, solda Eskişehir istikametine döndüğünüzde toplu ulaşım yoluyla paralel olarak yol aldığınızda, sanayi sitesi tabelasını gördüğünüz yan yola girin ve hemen sağınızda kalan sanayi sitesini görünce sağa dönerek içinden geçip ilerleyin. Karmaşık olmayan, güvenli bir yolun sonunda Cumalıkızık sizi karşılayacaktır.

Yeni geziler ve farklı mekanlarda görüşmek dileğiyle. - Atakan Atasoy (gecelerin delisi) 2016 


Yöresel yiyeceklerden hangisini tadarsanız tadın, bir kase tarhana da olsa, yanında mutlaka susamlı ev ekmeğinden yemeyi ihmal etmeyin. Tarhananın da hakkını vermek gerekir.


Cumalıkızık gezimizde bana eşlik eden ailem. Yeni gezilerde yeni mekanlarda görüşmek dileğiyle... Atakan Atasoy

Hiç yorum yok: